scorecardresearch

MÜRŞİD HERRŞEYDEN EVVEL KENDİ MÜRŞİDİNE TABİ OLMUŞ KİŞİDİR

193 izlenme
KategoriDin
Eklenme Tarihi 2 yıl önce
DilTürkçe
Açıklama
Kehf Suresinin 17. âyet-i kerimesi hidayetten bahsetmesi sebebiyle Kur'ân'ın önemli âyetlerinden birisidir.

Kur'ân'ın temelini, çağımıza damgasını vuran "hidayet" teşkil etmektedir. Bütün resûller, nebîler hidayetle vazifelendirilmişlerdir. Hidayet; ruhun, vechin, nefsin ve iradenin Allah'a teslimi demektir. Hidayet 7 safhadan oluşur:

Birinci safha: Allah'a ulaşmayı dilemek (3. basamak).

İkinci safha: Allahû Tealâ'dan 12 tane ihsan alarak mürşide ulaşmak (14. basamak).

Üçüncü safha: Ruhu Allah'a ulaşarak teslim etmek (21. basamak).

Dördüncü safha: Fizik vücudu teslim etmek (25. basamak).

Beşinci safha: Nefsi teslim etmek (26. basamak).

Altıncı safha: İrşad olmak (muhlis olmak) (27. basamak).

Yedinci safha: İradeyi teslim etmek (28. basamak 5. kademe).

Allah kimi Kendisine ulaştırırsa o kişi hidayete erer:

3/ÂLİ İMRÂN-73: Ve lâ tu’minû illâ li men tebia dînekum, kul innel hudâ hudallâhi en yu’tâ ehadun misle mâ ûtîtum ev yuhâccûkum inde rabbikum, kul innel fadla bi yedillâh(yedillâhi), yu’tîhi men yeşâ’(yeşâu), vallâhu vâsiun alîm(alîmun).
Ve (Ehli Kitap): “Sizin dîninize tâbî olandan başkasına inanmayın.” (dediler). (Habibim onlara) De ki: “Muhakkak ki hidayet Allah'a ulaşmaktır. (İnsanın ruhunun ölmeden önce Allah'a ulaşmasıdır.) Size verilenin bir benzerinin, bir başkasına verilmesidir.” Yoksa onlar, Rabbiniz'in huzurunda, sizinle çekişiyorlar mı? (Onlara) De ki: “Muhakkak ki fazl Allah'ın elindedir. Onu dilediğine verir.” Ve Allah, Vâsi'dir (ilmi geniştir, herşeyi kapsar), Alîm'dir (en iyi bilendir).


2/BAKARA-120: Ve len terdâ ankel yahûdu ve len nasârâ hattâ tettebia milletehum kul inne hudâllâhi huvel hudâ ve leinitteba’te ehvâehum ba’dellezî câeke minel ilmi, mâ leke minallâhi min veliyyin ve lâ nasîr(nasîrin).
Ve sen onların dînine tâbî olmadıkça (uymadıkça) ne yahudiler ve ne de hristiyanlar senden asla razı olmazlar. De ki: “Muhakkak ki Allah'a ulaşmak (Allah'ın kendisine ulaştırması) işte o, hidayettir.” .Sana gelen ilimden sonra eğer gerçekten onların hevalarına uyarsan, senin için Allah'tan bir dost ve bir yardımcı yoktur.

İnsanın ruhu Allah'a ulaşmaz. Allah, o kişinin ruhunu Kendisine ulaştırır.


42/ŞÛRÂ-13: Şerea lekum mined dîni mâ vassâ bihî nûhan vellezî evhaynâ ileyke ve mâ vassaynâ bihî ibrâhîme ve mûsâ ve îsâ, en ekîmûd dîne ve lâ teteferrekû fîh(fîhi), kebure alel muşrikîne mâ ted’ûhum ileyh(ileyhi), allâhu yectebî ileyhi men yeşâu ve yehdî ileyhi men yunîb(yunîbu).
(Allah) dînde, onunla Hz. Nuh'a vasiyet ettiği (farz kıldığı) şeyi (şeriati); “Dîni ikame edin (ayakta, hayatta tutun) ve onda (dînde) fırkalara ayrılmayın.” diye Hz. İbrâhîm'e, Hz. Musa'ya ve Hz. İsa'ya vasiyet ettiğimiz şeyi Sana da vahyederek, size de şeriat kıldı. Senin onları, kendisine çağırdığın şey (Allah'a ulaşmayı dileme) müşriklere zor geldi. Allah, dilediğini Kendisine seçer ve O'na yöneleni, Kendisine ulaştırır (ruhunu hayatta iken Kendisine ulaştırır).

Kehf Suresinin 17. âyet-i kerimesi bir başka konuya daha ışık tutmaktadır: Dalâlette olanlar için bir velî mürşid bulunmaz. Çünkü kişi hidayete ermeyi (Allah'a ulaşmayı) dilemiyorsa Allah o kişiyi zaten hidayete erdirmez. O kişi dalâlette kalmayı tercih etmiştir, Allah da onu dalâlette bırakır.

Öyleyse Allah'a ulaşmayı dileyen kişiye, kıldığı hacet namazı üzerine, Allah mürşidini gösterecek, onu 12 tane ihsanla mürşidine ulaştıracaktır. Kişi hidayete adım atacak ve ruhu Allah'a doğru yola çıkacaktır.


16/NAHL-9: Ve alallâhi kasdus sebîli ve minhâ câir(câirun), ve lev şâe le hedâkum ecmaîn(ecmaîne).
Ve sebîllerin (dergâhlardan Sıratı Mustakîm'e ulaşan bütün yolların yani mürşidlerin) tayini, Allah'ın üzerinedir. Ve ondan sapanlar vardır. Ve eğer O dileseydi, sizin hepinizi hidayete erdirirdi.

İki tane alternatif vardır:
Kişi, Allah'a ulaşmayı diler ve Allahû Tealâ onu mutlaka mürşidine ulaştırır.
Kişi, Allah'a ulaşmayı dilemez ve Allahû Tealâ ona bir velî mürşid tayin etmez.